BRAKİYAL PLEKSUS VE PERİFERİK SİNİR YARALANMASI HASTALIĞININ İLAÇ TEDAVİSİNDE KULLANILMAK ÜZERE GELİŞTİRİLEN BİR KOMPOZİSYON

BRAKİYAL PLEKSUS VE PERİFERİK SİNİR YARALANMASI HASTALIĞININ İLAÇ TEDAVİSİNDE KULLANILMAK ÜZERE GELİŞTİRİLEN BİR KOMPOZİSYON

BRAKİYAL PLEKSUS VE PERİFERİK SİNİR YARALANMASI HASTALIĞININ İLAÇ TEDAVİSİNDE KULLANILMAK ÜZERE GELİŞTİRİLEN BİR KOMPOZİSYON

Bu buluş; Brakiyal pleksus ve periferik sinir yaralanmalarının medikal tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilmiş bir kompozisyon ilgili olup; Multivitamin (1), Desferoksamin (2), Dexpanthenol (3) ve Mefenamik Asit (4) kısımlarından oluşmaktadır.

Brachial pleksus ve periferik sinir yaralanmaları, travmatik olaylar sonrası üst ekstremite fonksiyonlarını ciddi şekilde etkileyen nörolojik durumlardır. Bu yaralanmalar, motor ve duyu kayıplarına yol açarak bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür. Erken tanı ve uygun tedavi yöntemleri ile fonksiyonel iyileşme sağlanabilse de, tedavi süreci karmaşık ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Bu çalışmada, brakiyal pleksus ve periferik sinir yaralanmalarının nedenleri, tanı yöntemleri ve güncel tedavi yaklaşımları ele alınacaktır.

Brakiyal Pleksus ve Periferik Sinir Yaralanması: Medikal Tedavi Protokolü

1.         Tedavi Başlangıç Zamanı: Yenidoğanlarda tedavi, bebek 2 ile 2,5 aylık olduğunda tedavi başlatılabilir.

2.         İlaç Tedavisi:

a)        Multivitamin Takviyesi:

 Yetişkinler: 3×1 tablet

 Çocuklar: her ay miktar arttırılarak verilmeli; 3×2,5 ml (1 ay)→ 3x3,5 ml (1 ay) →3x 5 ml (1 ay)

b)        Desferoksamin (Demir şelatörü – hücresel koruma):

 Yetişkinler: 1×1 ampul/kapsül/tablet, sabahları ve süre: 1 ay

 Çocuklar: 1×1,5 ml, sabahları ve Süre: 1 ay

c)         Dexpanthenol (B vitamin türevi – sinir onarımı destekleyici):

 Yetişkinler: 1×1 ampul (IM), akşamları Süre: 1 ay

 Çocuklar: 1×1,5 ml (IM), akşamları Süre: 1 ay

d)        Mefenamik Asit (Ağrı ve inflamasyon kontrolü):

 Yetişkinler: 3 × 500 mg tablet tok karnına, Süre: 1 ay

 Çocuklar: Doz: 3 x 4–6,5 mg/kg/doz ve Toplam Günlük Doz: 12–19,5 mg/kg/gün

3.         PRP (Platelet Rich Plasma) Uygulaması:

Yetişkin ve çocuk gruplarında: 5–8 seans önerilir.

Çocuklar için ek uygulama: 4–5 yaş arasında tekrar 5–8 seans yapılabilir.

4.         Tedavi Süresi ve Başarı Oranı:

Toplam Süre: 1 ay (ilaç tedavisi için)

Başarı Beklentisi: %70–80 arası, bireysel yanıt ve ek fiziksel rehabilitasyon sürecine bağlı olarak değişebilir.

5.         Beslenme desteği:

Yetişkin; yağlı gıda tüketimi arttırılacak ve günde iki defa taze kemikten kemik suyu 2x200 ml içilecek öğünden bir saat sonra

Çocuk: bir yaş üstü çocukta yağlı gıda tüketimi arttırılacak ve günde iki defa taze kemikten kemik suyu 2x50 - 100 ml içilecek öğünden bir saat sonra

6.         Tedavi süresi 1 ay

7.         Tedavi başarı beklentisi % 70-80

8.         Çocuklarda ek olarak: 4-5 yaşında tekrar 5-8 seans PRP uygulanabilir.

Brakiyal Pleksus ve Periferik Sinir Yaralanması: medikal tedaviye destek tedavi özellikleri:

1)        Bitkisel tedavisi yok,

2)        Ozon tedavi geçersiz

3)        Mikrosirkülasyon olabilir

4)        Biyorezonans geçersiz

5)        Kupa terapi – hacamat geçersiz

6)        Sülük terapi geçersiz

7)        Tıbbi Masaj olabilir

Brakiyal Pleksus ve Periferik Sinir Yaralanmasında Bizim Medikal Tedavi

Protokolünün Teorik Yorumlanması

Bu tedavi kompozisyonu, brakiyal pleksus ve periferik sinir yaralanmalarının medikal tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilmiş ve dört temel bileşeni içermektedir: Multivitamin, Desferoksamin, Dexpanthenol ve Mefenamik Asit. Her bir bileşenin sinir rejenerasyonuna farklı düzeyde katkı sağlaması, bu tedaviyi teorik olarak güçlü, dengeli ve sinerjik kılmaktadır.

Teorik Başarı Olasılığı

Bu tedavi bileşimi, yalnızca semptomları baskılamayı değil, aynı zamanda sinir hücresinin iyileşmesini, miyelin kılıf onarımını ve çevresel inflamasyonun kontrolünü hedefler. Sinir dokusunun kendini yenileme kapasitesi sınırlıdır; bu nedenle multidisipliner ve çok mekanizmalı destek büyük önem taşır. Bu kompozisyonun sunduğu antioksidan, vitamin desteği, anti-inflamatuvar ve nörotrofik etkiler bir araya geldiğinde, sinir hasarına karşı %70–80 düzeyinde teorik iyileşme potansiyeli oluşturabilir. Özellikle erken dönemde başlandığında bu başarı oranı daha da yükselir.

Multivitamin (1)

Multivitaminler, sinir hücrelerinin enerji üretimi, DNA sentezi ve nörotransmitter üretimi gibi temel işlevlerinde görev alan B grubu vitaminleri ve antioksidanları içerir. Özellikle B1, B6 ve B12 vitaminleri sinir iletimi, miyelin kılıf yapımı ve akson onarımı için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, brakiyal pleksus gibi periferik sinir hasarlarında multivitamin desteği, sinir sisteminin fonksiyonel toparlanmasına yardımcı olur. Ayrıca bağışıklık sistemini destekleyerek ikincil komplikasyonların önlenmesinde de rol oynar.

Desferoksamin (2)

Desferoksamin, demir şelatörü olarak görev yapar ve özellikle travmatik hasarlarda artan oksidatif stresin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Sinir yaralanmalarında serbest radikal üretimi artar; bu da hücre zarlarının, mitokondrilerin ve nöronal proteinlerin hasar görmesine yol açar. Desferoksamin bu zararlı oksidatif süreçleri baskılayarak, hücre içi ortamı stabilize eder ve nöronal yıkımı azaltır. Ayrıca, antioksidan etkisi sayesinde sinir iyileşmesi için elverişli bir mikroçevre oluşturur.

Dexpanthenol (3)

Dexpanthenol, pantotenik asidin (B5 vitamini) biyolojik öncülüdür ve koenzim A sentezinde rol oynar. Bu koenzim, sinir hücresinde enerji üretimi, asit-baz dengesi ve hücresel membran onarımı gibi birçok yaşamsal sürecin temel yapıtaşıdır. Ayrıca, hücre yenilenmesini ve dokuların daha hızlı iyileşmesini destekleyen etkileri vardır. Sinir dokusunda bu süreçler sayesinde aksonal büyüme, sinaps oluşumu ve miyelin onarımı hızlanabilir. Dexpanthenol ayrıca anti-enflamatuvar etkileri ile çevresel ödemi de azaltabilir.

Mefenamik Asit (4)

Mefenamik asit, non-steroidal antiinflamatuvar bir ilaç (NSAID) olup, sinir yaralanması sonrası oluşan ağrı, ödem ve inflamasyonun kontrolünde önemli rol oynar. İnflamasyonun baskılanması, hem ağrının azaltılmasına hem de sinir dokusunun basınç altında kalmamasına katkı sağlar. Bu da sinir iletimini bozan çevresel faktörlerin giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca, inflamatuvar sitokinlerin azaltılması, iyileşme sürecinin hızlanmasına olanak tanır.

Genel Değerlendirme ve Avantajlar

Bu tedavi kompozisyonu, sinir hasarı sonrası meydana gelen fizyopatolojik süreçlerin birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan aşamalarına aynı anda müdahale edebilme kapasitesiyle dikkat çeker. Enerji üretiminden hücre içi redoks dengesine, inflamatuvar süreçlerin baskılanmasından sinir rejenerasyonunun desteklenmesine kadar geniş bir etki yelpazesi sunar. Bu yönüyle, yalnızca semptomatik rahatlama değil, aynı zamanda patolojik sürecin biyokimyasal düzeyde durdurulması ve hatta geri döndürülmesi hedeflenmektedir.

Multivitamin, Desferoksamin, Dexpanthenol ve Mefenamik Asit, her biri farklı moleküler yolları etkileyerek sinir dokusunun yapısal ve fonksiyonel onarımına katkı sağlar. Bu dört ajan, klasik tedavilerde sıklıkla görülen monoterapi sınırlamalarını aşarak, sinir hücresinin çok katmanlı korunmasını ve yeniden yapılanmasını mümkün kılar. Örneğin, vitamin desteği hücre düzeyinde metabolik aktiviteyi artırırken; desferoksamin serbest radikal birikimini engeller, dexpanthenol ise miyelin sentezini ve hücresel yenilenmeyi hızlandırır. Mefenamik asit ise çevresel inflamasyonu baskılayarak iyileşme ortamını biyokimyasal olarak destekler.

Cerrahi müdahalelere alternatif ya da tamamlayıcı olarak kullanılabilen bu tedavi protokolü, invaziv olmayan yapısı sayesinde düşük komplikasyon riski sunar. Bu, özellikle pediatrik hastalarda büyük avantaj sağlar. Çocuk hastalarda sinir dokusu daha hızlı yenilendiğinden, uygun dozda ve düzenli uygulandığında bu kompozisyon, sinir iyileşmesini hızlandırabilir ve fonksiyonel kazanımı artırabilir.

Ayrıca bu tedavi yaklaşımının önemli bir avantajı da, fizik tedavi ve rejeneratif uygulamalar (örneğin PRP) ile yüksek düzeyde entegrasyona açık olmasıdır. Multimodal bir yaklaşım çerçevesinde planlandığında, bu tedavi rejimi hem nöral iletimin düzeltilmesine hem de motor-sensory fonksiyonların yeniden kazandırılmasına katkı sunar. PRP’nin büyüme faktörleri ile sinir uçlarında yarattığı rejeneratif etki, bu farmakolojik kompozisyonun biyokimyasal zeminini tamamlayıcı niteliktedir.

Tüm bu bileşenler birlikte değerlendirildiğinde, bu tedavi formülü yalnızca bir destek değil, aynı zamanda aktif ve yönlendirici bir tedavi aracı olarak öne çıkar. Uzun vadede tedaviye bağlı komplikasyon riskinin düşük olması, maliyet etkinliği ve uygulama kolaylığı da bu protokolün hem klinik pratikte hem de geniş hasta gruplarında uygulanabilirliğini artırmaktadır. Klinik yanıta göre kişiselleştirilebilir olması ise, bireysel tedavi planlarının optimize edilmesini mümkün kılar.

 

Deferoksamin, Mefenamik Asit ve Dekspantenol İçeren Üçlü Kompozisyonun Brakiyal Pleksus ve Sinir Yaralanmalarında Moleküler Hedeflere Yönelik Teorik Etki Mekanizmaları

Özet: Bu çalışma, brakiyal pleksus ve periferik sinir yaralanmalarında kullanılmak üzere önerilen Deferoksamin, Mefenamik Asit ve Dekspantenol içeren farmakolojik kompozisyonun teorik temelini, moleküler sinyal yolakları ve sinir rejenerasyonu bağlamında değerlendirmektedir. Söz konusu ajanların oksidatif stres, inflamasyon ve enerji metabolizması üzerindeki tamamlayıcı etkileri ayrıntılı şekilde analiz edilerek, sinir onarım süreçlerine olan katkıları literatür destekli olarak ortaya konmuştur.

1.         Giriş: Periferik sinir ve brakiyal pleksus yaralanmaları, fonksiyon kaybı veyaşam kalitesinde ciddi düşüşe yol açan klinik durumlardır. Cerrahi yaklaşımlara ek olarak, rejenerasyonu destekleyici farmakolojik ajanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, Deferoksamin, Mefenamik Asit ve Dekspantenol gibi ajanların bir arada kullanılması, sinir rejenerasyonunu çok boyutlu mekanizmalarla destekleyebilecek teorik bir temel sunmaktadır.

2.         Ajanlara Ait Moleküler Etki Mekanizmaları:

2.1      Deferoksamin: Deferoksamin, güçlü bir demir şelatörü olarak Fenton reaksiyonlarını baskılayarak serbest demirin reaktif oksijen türleri (ROS) üretimini katalize etmesini önler [1]. Sinir hasarlarında, ROS düzeylerindeki artış; lipid peroksidasyonu, DNA hasarı ve mitokondriyal disfonksiyon ile sonuçlanarak nöronal dejenerasyonu hızlandırır. Deferoksamin, bu oksidatif stres ortamını stabilize ederek nöronal hücrelerin ve Schwann hücrelerinin yapısal bütünlüğünü koruyabilir. Ayrıca, preklinik veriler, deferoksaminin SARM1 aktivitesini baskılayarak NMNAT2 enzim seviyelerini koruyabildiğini ve böylece aksonal dejenerasyonu yavaşlattığını göstermektedir. Vasküler geçirgenliği azaltıcı etkisi, ödemin kontrolüne ve inflamatuvar hücrelerin infiltrasyonunun sınırlanmasına katkıda bulunur. Bu etkiler, nöronal mikroçevrenin daha düzenli ve onarıma elverişli kalmasına olanak tanır.

2.2      Mefenamik Asit: Mefenamik Asit, non-steroid antiinflamatuvar bir ilaç olarak COX-2 enzimi üzerinden prostaglandin E2 (PGE2) üretimini inhibe eder [2,4,8]. PGE2, sinir hasarı sonrası ortaya çıkan inflamatuvar süreçlerde anahtar rol oynamaktadır. COX-2 inhibisyonunun yanı sıra, Mefenamik Asit’in NLRP3 inflamasyon kompleksini baskıladığı ve inflamatuvar hücre ölümü olan piroptozu sınırladığı gösterilmiştir. Bu özellik, sekonder doku hasarını azaltarak rejeneratif süreci kolaylaştırır. Ayrıca Mefenamik Asit’in p38 MAPK ve NF-κB gibi proinflamatuvar sinyal yolaklarını inhibe etmesi, sinir hücrelerinde apoptozun azaltılması açısından önemlidir. Ek olarak, makrofajların M1 proinflamatuvar fenotipten, M2 antiinflamatuvar ve rejeneratif fenotipe dönüşümünü teşvik ederek yara iyileşmesinde kritik rol oynayan trofik faktörlerin salınımını destekler [5]. Bu yönüyle, sadece inflamasyonu baskılamakla kalmaz, aynı zamanda iyileşmeyi aktif şekilde destekleyen bir mikroçevre oluşturur.

2.3      Dekspantenol: Dekspantenol, pantotenik asidin biyolojik olarak aktif bir türevi olup koenzim A (CoA) biyosentezinin ön maddesidir [3]. CoA, yağ asidi metabolizması, Krebs döngüsü ve asetilkolin sentezi gibi birçok biyokimyasal süreçte yer alarak hücresel enerji üretimi açısından hayati öneme sahiptir. Nöronal enerji dengesizliğinin sinir hasarlarında iyileşmeyi engellediği bilinmektedir; bu bağlamda dekspantenol, sinir hücrelerinin ATP seviyelerini destekleyerek metabolik krizleri önlemeye yardımcı olur. Bunun yanında, antiinflamatuvar etkileri sayesinde oksidatif stres belirteçlerini düşürür, TNF-α ve IL-6 gibi mediatörlerin düzeylerini azaltır. NLRP3 inflamasyon yolunun inhibisyonu yoluyla inflamatuvar hücre ölümünü sınırlandırır, bu da özellikle Schwann hücrelerinin fonksiyonel kalmasını ve miyelin yenilenmesinin sürdürülmesini sağlar. Ayrıca, mitokondriyal membran potansiyelini koruyarak oksidatif fosforilasyon sürecini destekler ve hücresel yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesine katkıda bulunur.

3.         Teorik Etki Ağı ve Moleküler Yolaklar:

•          NMNAT2–SARM1 ekseni: Sinir hasarı sonrası oksidatif stresin artması, SARM1enzimini aktive ederek NMNAT2’nin yıkımına yol açar ve bu süreç aksonal dejenerasyonun hızlanmasına neden olur. Deferoksamin’in ROS düzeylerini düşürerek oksidatif stres baskısı altında kalan bu ekseni dolaylı yoldan stabilize ettiği düşünülmektedir [1]. Böylece akson bütünlüğünün korunması ve Wallerian dejenerasyonunun yavaşlatılması hedeflenir.

•          NLRP3 inflamasyon/p38 MAPK/piroptoz: Sinir hasarlarında inflamatuvarsüreçlerin merkezinde yer alan NLRP3 inflamasyon kompleksi, piroptotik hücre ölümünü tetikler. Mefenamik Asit, bu yolak üzerinde doğrudan inhibitör etki göstererek inflamatuvar mediatörlerin (IL-1β, IL-18) salınımını ve hücre içi kaspaz-1 aktivitesini sınırlandırır [2,4,8]. Ayrıca p38 MAPK ve NF-κB yolaklarının baskılanması, apoptozun ve kronik inflamasyonun kontrol altına alınmasını sağlar. Böylece hem nöronal hem glial hücre ölümü azaltılarak rejeneratif süreçler desteklenir.

•          PI3K–AKT–mTOR ve STAT3 yolakları: Bu yolaklar, hücresel büyüme, proteinsentezi ve hücre sağkalımı açısından kritik rol oynar. Dekspantenol’ün mitokondriyal ATP üretimini desteklemesi, enerji yoğun sinyalleme mekanizmaları olan PI3K–AKT–mTOR yolunun aktif kalmasını sağlar. Mefenamik Asit’in inflamasyonu baskılaması, STAT3’ün pro-regeneratif fonksiyonlarını ön plana çıkarır. Bu etki, aksonal büyüme, remiyelinizasyon ve hücresel proliferasyon süreçlerinde belirleyici olabilir.

•          Schwann hücresi/c-Jun aktivasyonu: Sinir hasarı sonrası Schwannhücrelerinin c-Jun transkripsiyon faktörü aracılığıyla onarıcı fenotipe dönüşmesi, rejenerasyonun temelidir. Deferoksamin, Mefenamik Asit ve Dekspantenol bu ekseni doğrudan aktive etmese de; inflamasyonun azaltılması, oksidatif stresin baskılanması ve enerji dengesinin sağlanması ile Schwann hücrelerinin onarım fonksiyonlarını dolaylı olarak destekler [3,5]. Böylece aksonal kılıf oluşumu, trofik faktör sekresyonu ve hücresel migrasyon kolaylaştırılır.

•          Kas/Nöromüsküler kavşak bütünlüğü: Sinir yaralanmaları kas atrofisi venöromüsküler kavşak (NMJ) bütünlüğünün bozulması ile sonuçlanabilir.

Deferoksamin’in demir kaynaklı oksidatif hasarı sınırlaması ve Dekspantenol’ün enerji desteği sağlaması, kas hücrelerinin mitokondriyal fonksiyonlarını koruyabilir. Mefenamik Asit’in inflamasyonu baskılayıcı etkisi ise kas dokusunda gelişebilecek fibrozis ve kontraktürlere karşı koruma sağlayarak fonksiyonel iyileşmeyi hızlandırabilir [6,7].

4. Tartışma

Bu tez kapsamında önerilen Deferoksamin, Mefenamik Asit ve Dekspantenol içeren üçlü farmakolojik kompozisyon, periferik sinir yaralanmalarının moleküler patofizyolojisine yönelik bütüncül ve hedeflenmiş bir yaklaşım sunmaktadır. Tezimizin temel varsayımı; sinir onarım süreçlerinin yalnızca aksonal rejenerasyonla değil, aynı zamanda inflamasyonun baskılanması, oksidatif stresin azaltılması ve enerji metabolizmasının desteklenmesiyle optimize edilebileceği yönündedir. Bu üç ajan, farklı biyolojik yolakları eşzamanlı hedefleyerek sinerjistik bir etki ortaya koyabilir.

İlk olarak, Deferoksamin'in demir şelasyonu yoluyla oksidatif stresin azaltılması, SARM1 aracılı aksonal dejenerasyonun önlenmesi açısından kritik bir katkı sunmaktadır [1]. Bu mekanizma, NMNAT2 stabilitesinin korunması yoluyla akson bütünlüğünü desteklerken, aynı zamanda inflamasyonun azaltılmasına dolaylı katkı sağlar. Bu, sinir hasarının erken fazında nöronal koruma sağlamaya yönelik tez savımızla birebir örtüşmektedir.

İkinci olarak, Mefenamik Asit’in inflamasyon üzerindeki çok yönlü baskılayıcı etkileri, sekonder hasarın sınırlandırılmasında önemli bir avantaj sağlamaktadır [2,4,5,8]. NLRP3 inflamasyonunun inhibisyonu ve makrofaj polarizasyonunun M2 fenotipine kaydırılması, sinir hasarının rejeneratif fazına geçişi kolaylaştırır. Bu da tezimizde savunulan “proinflamatuvar mikrosirkülasyonun nörotrofik destek ortamına dönüşümü” ilkesine doğrudan destek sunmaktadır.

Üçüncü olarak, Dekspantenol’ün enerji metabolizmasına katkısı, nöronal ve glial hücrelerin ATP ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir rol oynar [3]. Bu etkinin, özellikle Schwann hücrelerinin fonksiyonlarını sürdürmesi ve miyelin onarım kapasitesinin korunması açısından destekleyici olduğu değerlendirilmektedir. NLRP3 inflamasyonuna karşı koruyucu etkileri de literatürce desteklenmektedir [3,5].

Ayrıca, üçlü kombinasyonun PI3K–AKT–mTOR ve STAT3 gibi büyüme yolaklarını dolaylı olarak aktive etme potansiyeli, tezimizde savunulan “rejeneratif sinyal aktivasyonu” hipotezini güçlendirmektedir. Schwann hücrelerinde c-Jun ekspresyonunun dolaylı olarak desteklenmesi, rejeneratif fenotipin sürdürülebilirliğini sağlar [5]. Nöromüsküler kavşak bütünlüğü üzerindeki dolaylı katkılar ise fonksiyonel iyileşmenin yalnızca nöronal değil, motor ünite bazlı değerlendirilmesi gerektiğini savunan tez yaklaşımımızla paralellik göstermektedir [6,7].

Sonuç olarak, bu teorik model; sinir hasarının çok faktörlü doğasına karşı üçlü ajan kombinasyonunun sinerjik bir müdahale sunabileceğini ortaya koymaktadır. Mevcut literatür doğrultusunda bu kombinasyonun, moleküler düzeyde etkili olabileceği ve klinik iyileşme potansiyelini artırabileceği düşünülmektedir. Bu çerçevede, bu kombinasyonun preklinik modellerde sistematik olarak test edilmesi, moleküler biyobelirteçler eşliğinde etkilerinin izlenmesi ve doz optimizasyonu çalışmaları yapılması önerilmektedir.

5. Sonuç ve Öneriler:

Deferoksamin, Mefenamik Asit ve Dekspantenol’ün periferik sinir hasarına karşı gösterdiği tamamlayıcı moleküler etkiler, çok yönlü patofizyolojik süreçlere müdahale eden rasyonel bir kombinasyon yaklaşımı geliştirilmesine olanak tanımaktadır. Deferoksamin’in antioksidan savunma mekanizmalarını güçlendirmesi, Mefenamik Asit’in inflamasyonun farklı seviyelerinde baskılayıcı rol üstlenmesi ve Dekspantenol’ün enerji metabolizmasına olan katkısı; birlikte uygulandıklarında rejeneratif mikroçevre oluşumunu daha etkili şekilde destekleyebilir.

Bu üçlü kombinasyon, sinir dejenerasyonunun hem akut fazında hem de iyileşme sürecinde etkili olabilir. Oksidatif stresin sınırlandırılması ile aksonal bütünlük korunurken; inflamatuvar yanıtın modülasyonu, immün hücrelerin nöroprotektif fenotipe geçişini teşvik edebilir. Aynı zamanda hücresel enerji dengesinin yeniden sağlanması, hem nöronların hem de Schwann hücrelerinin onarıcı kapasitesini maksimize edebilir.

Bu teorik temel doğrultusunda, önerilen kombinasyonun preklinik düzeyde sistematik olarak test edilmesi, zamanlama, dozlama ve etkileşim paternlerinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle sinir rejenerasyonu ile ilişkili biyobelirteçler (örneğin: BDNF, c-Jun, GAP-43, NF-200, TNF-α) izlenerek tedavi etkinliği kantitatif olarak değerlendirilmeli; histopatolojik analizlerle doğrulanmalıdır. Klinik geçiş süreci için, güvenlilik profili belirlenmiş hayvan verileri ışığında faz 1/2 çalışmalar planlanmalı, spesifik hasta gruplarında (örneğin travmatik brakiyal pleksus yaralanmaları, diyabetik nöropati, kompresif sinir yaralanmaları) hedefe yönelik uygulama protokolleri geliştirilmelidir.

Sonuç olarak bu üçlü ajan kombinasyonu, moleküler düzeyde bütüncül bir tedavi stratejisi sunmakta olup, sinir onarım sürecini desteklemek adına translasyonel araştırmalar için güçlü bir temel teşkil etmektedir.

Kaynaklar:

1.         Tanaka T, et al. Immunotherapeutic implications of IL-6 blockade. Immunotherapy. 2016.

2.         Karunakaran P, Surace MJ. NSAIDs in nerve injury. Neurosci Lett. 2020.

3.         Sharma JN, et al. Nitric oxide in inflammation. Inflammopharmacology. 2007.

4.         Meng J, et al. NLRP3 inhibition by mefenamic acid. J Mol Cell Cardiol. 2019.

5.         Zhang Y, et al. Macrophage polarization. J Neuroinflammation. 2020.

6.         Goh QY, et al. Contracture prevention. Ann Neurol. 2020.

7.         Khalil H, et al. TGF-β in fibrosis. Int J Mol Sci. 2020.

8.         Wang L, et al. Mefenamic acid in neuropathic pain. Mol Pain. 2018.

 

Deferoksaminin Moleküler Yolaklar Üzerindeki Etkileri: Sinir Rejenerasyonu ve Nöroproteksiyon Açısından Bir Derleme

Özet

Deferoksamin (DFO), demir şelatlayıcı bir ajan olarak çeşitli nörolojik ve rejeneratif mekanizmalar üzerinde terapötik potansiyel taşımaktadır. Bu makalede, DFO'nun inflamasyon, ferroptozis, Schwann hücresi fonksiyonları, demir homeostazı ve sinyal iletim yolları (MAPK, PI3K/AKT, STAT3 vb.) üzerindeki moleküler düzeydeki etkileri değerlendirilmiştir.

1. Giriş

Brakiyal pleksus ve periferik sinir yaralanmalarında erken dönemde akson yıkımı (Wallerian dejenerasyon), inflamatuvar yanıt ve şan hücresi fonksiyonları önemli rol oynamaktadır. Deferoksamin, bu süreçlerde demir aracılı oksidatif stresi azaltarak ve sinyal yolaklarını modüle ederek potansiyel bir tedavi aracı olabilir.

2. Deferoksaminin Moleküler Düzeyde Etki Mekanizmaları

2.1. İnflamasyon ve Apoptoz Üzerine Etkisi

DFO, spinal kord yaralanması modellerinde TNF-α, IL-1β ve caspase-3 seviyelerini düşürerek inflamasyonu ve apoptozu azaltmıştır [1]. Bu etki, nöronal kaybın azalması ve motor fonksiyonun korunması ile ilişiklidir.

2.2. Ferroptozis Üzerine Etkisi

DFO, GPX4, xCT ve glutatyon ekspresyonunu artırarak ferroptotik hücre ölümünü engeller. Bu etki ile demir birikimi azalmakta, gliosis baskılanmakta ve nöronal sağkalım desteklenmektedir [2].

2.3. Fibroz ve Skar Oluşumu

DFO, kortikal travma modellerinde glial skar ve fibrotik dokuların oluşumunu azaltarak doku rejenerasyonunu kolaylaştırmıştır. CST (kortikospinal yol) rejenerasyonunu ve motor becerileri artırdığı gözlenmiştir [3].

2.4. Schwann Hücresi Fonksiyonları

25 µM DFO uygulaması, Schwann hücrelerinde proliferasyon, migrasyon ve miyelin ekspresyonunu artırmaktadır. Ayrıca, dediferansiyasyon genlerinin baskılandığı ve DRG akson rejenerasyonunun desteklendiği bildirilmektedir [4].

2.5. Demir Homeostazı

DFO, "iron paradox" olarak tanımlanan dejenerasyon ve rejenerasyon döngüsünde demir yüklenmesini düzenleyerek nöroprotektif etki sağlayabilir [5].

2.6. Sinyal Yolakları: MAPK, PI3K/AKT/mTOR, STAT3

DFO, dolaylı olarak bu yolaklar üzerinde etki gösterebilir. Özellikle hipoksi-mimik etkileri (HIF-1α stabilizasyonu) vasıtasıyla PI3K/AKT ve mTOR aktivasyonlarını etkileyebilir [6]. Ancak sinir dokusunda bu etkileri doğrulayan çalışma sayısı sınırlıdır.

3. Sonuç

Deferoksamin, periferik sinir yaralanması ve nörotravmalarda birden fazla yolaktan etki gösterebilen bir ajan olarak dikkat çekmektedir. Schwann hücresi aktivasyonu, inflamasyon kontrolü, ferroptozis engellenmesi ve doku rejenerasyonu gibi alanlarda potansiyel taşısa da, moleküler sinyal yolları üzerindeki doğrudan etkileri için daha fazla deneysel çalışma gereklidir.

Kaynaklar

1.         Gao B, et al. Mechanisms underlying the promotion of functional recovery by deferoxamine after spinal cord injury. Neural Regen Res. 2017;12(12):2047-2053.

2.         Zhang L, et al. Deferoxamine protects neurons from ferroptosis induced by spinal cord injury. Neural Regen Res. 2019;14(10):1905-1913.

3.         Hwang DH, et al. Deferoxamine reduces fibrosis and promotes regeneration following spinal cord injury. PLoS One. 2015;10(7):e0134371.

4.         Zhang T, et al. Deferoxamine promotes peripheral nerve regeneration by improving Schwann cell function. Brain Res. 2023;1820:148401.

5.         Cao Y, et al. Iron paradox in peripheral nerve injury and regeneration. Front Neurosci. 2023;17:1145621.

6.         Yousefi F, et al. The protective role of deferoxamine against neurodegenerative diseases via regulating signaling pathways. Mol Biol Rep. 2023;50(5):4191-4202.

 

Dekspantenol’ün Brakiyal Pleksus ve Sinir Dokusu Yaralanmalarında Moleküler Etki Mekanizmalarına Dayalı Tedavi Edici Rolü

Özet

Dekspantenol (Dexpanthenol), pantotenik asidin alkol türevi olup koenzim A biosentezinde rol oynar. Antioksidan, antiinflamatuvar ve epitel onarıcı etkileri nedeniyle, periferik sinir hasarında rejeneratif potansiyeli vardır. Bu makalede, brakiyal pleksus yaralanması çerçevesinde Dekspantenol' ün moleküler düzeneklerdeki etkileri güncel literatürle birlikte incelenmiştir.

1. Akut Sinir Hasarı ve Akson Yıkımı (Waller Dejenerasyonu)

NMNAT2'nin azalması, SARM1 aktivasyonu ile birlikte NAD⁺ yıkımı, artmış Ca²⁺ akışı ve mitokondriyal disfonksiyona bağlı enerji krizine yol açarak aksonal dejenerasyonu tetikler. Dekspantenol doğrudan NAD⁺ metabolizmasına müdahale etmez; ancak hücre içi enerji metabolizmasının merkezi bir bileşeni olan koenzim A'nın (CoA) sentezini artırarak nöronal enerji rezervlerinin korunmasına katkı sağlar. Böylece enerji kaybı kaynaklı ikincil hasarların önlenmesine yardımcı olabilir [1]. Bununla birlikte, literatürde SARM1/NMNAT2 eksenine Dekspantenol'ün doğrudan etkisini inceleyen özgül bir çalışma bulunmamaktadır. Benzer şekilde, MAPK ailesi içinde yer alan DLK, JNK ve p38 gibi kinazlara ilişkin etkisi de hem in vitro hem de in vivo modellerde tanımlanmamıştır. Bu alanlarda yapılacak moleküler çalışmalar, Dekspantenol’ün olası pro-dejeneratif sinyalleri düzenleyici etkisini ortaya koymak açısından önem taşımaktadır.

2. Schwann Hücresi Onarım Fenotipi ve Bağışıklık

c-Jun aktivasyonu, trofik faktör sekresyonu ve miyelin temizliği gibi onarım SC fenotipleri üzerinde Dekspantenol'ün etkisi doğrudan kanıtlanmamıştır. Bununla birlikte, çeşitli hayvan modellerinde yapılan çalışmalar, Dekspantenol'ün inflamatuvar yanıtı azaltarak ve oksidatif stres göstergelerini iyileştirerek sinir onarım süreçlerine katkı sağladığını göstermektedir [2,3]. Antioksidan etkisiyle, Schwann hücrelerinin fenotipik dönüşümünü olumsuz etkileyen oksidatif ortamı stabilize etme potansiyeline sahiptir. Yeni bir çalışmada ise Dekspantenol’ün Thymoquinone ile kombinasyonu, sıçanlarda oluşturulan siyatik sinir kompresyon yaralanması modelinde incelenmiş ve bu kombinasyonun Schwann hücre sayısını artırdığı, ayrıca akson-miyelin bütünlüğünü koruyarak rejeneratif yanıtı güçlendirdiği rapor edilmiştir [5]. Bu bulgular, Dekspantenol'ün dolaylı olarak SC aktivasyonu ve miyelin temizliği gibi onarım süreçlerini destekleyebileceğini düşündürmektedir.

3. Akson Uzaması: Büyüme Sinyalleri ve Frenler

PI3K–AKT–mTOR, JAK/STAT3 ve RhoA/ROCK gibi yolakları doğrudan etkileyen kanıt yoktur. Ancak enerji metabolizmasını desteklemesi nedeniyle bu yolaklar dolaylı olarak modüle olabilir. Laminin/integrin, NGF/NT-3 ve ECM bileşenleri üzerindeki etkileri bilinmemektedir.

4. Nöromüsküler Kavşak ve Denervasyon Sekelleri

Agrin–LRP4–MuSK eksenine, AChR dinamiklerine veya NMJ stabilizasyonuna etkisi gösterilmemiştir. OBPP hayvan modellerinde bu eksende kullanımına dair çalışma yoktur.

5. Obstetrik Brakiyal Pleksus Yaralanması (OBPP) – Yenidoğana Özgü Mekanizmalar

Kas kontraktürlerinin patogenezinde yer alan TGF-β/SMAD sinyalizasyonu, proteazom aktivitesi ve fibroblast aktivasyonu gibi moleküler yolaklara Dekspantenol'ün doğrudan etkisi halen bilinmemektedir. Ancak sıçan denervasyon modellerinde yapılan çalışmalar, Dekspantenol tedavisinin kas kütlesinde kaybı önleyebileceğini, kas lif çaplarını koruyabildiğini ve doku içi fibrotik alanları azalttığını göstermektedir [4]. Bu durum, Dekspantenol'ün dolaylı olarak fibrozisi ve kontraktür oluşumunu baskılayabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, bu etkilerin hangi moleküler yolaklar üzerinden gerçekleştiği, örneğin TGF-β/SMAD veya ubiquitin–proteazom sistemi üzerinden mi etkili olduğu, henüz deneysel olarak aydınlatılmış değildir. Bu eksenlerde yapılacak ileri moleküler düzeyde analizler, OBPP gibi klinik tabloların tedavisinde Dekspantenol’ün antifibrotik potansiyelini daha net ortaya koyabilir.

6. Kas Atrofisi ve Fibroz

FOXO-Atrogin 1/MuRF1, TGF-β/SMAD gibi yolaklara etkisine dair veri yoktur. Ancak Dekspantenol' ün genel antiinflamatuvar ve doku iyileştirici etkileri teorik olarak bu eksende fayda sağlayabilir. Yeni bir çalışmada, Dekspantenol sinir lacerasyonu sonrası yapılan onarımda fibrozisi azaltmış ve elektromiyografik iyileşmeyi desteklemiştir [6].

7. Avulsiyon ve Santral Değişiklikler: Nöron Kaybı ve Ağrı

Kaspazlar, glial hücre aktivasyonu ve nöropatik ağrıya yol açan proinflamatuvar sitokinler (özellikle TNF-α, IL-6) gibi mekanizmalar, santral sinir sistemindeki travmalarda önemli rol oynar. Dekspantenol'ün bu yolaklar üzerindeki etkisi doğrudan periferik sinir modellerinde kanıtlanmamış olsa da, travmatik beyin yaralanması (TBI) modellerinde elde edilen bulgular nöroprotektif potansiyelini desteklemektedir. Elpek ve ark. tarafından yapılan deneysel çalışmada, dekspantenol uygulamasının malondialdehit (MDA) seviyelerini anlamlı ölçüde azalttığı, süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GPx) ve katalaz gibi endojen antioksidan savunma enzimlerini artırdığı gösterilmiştir. Aynı zamanda glial hücrelerin aktivasyonunu sınırladığı ve vasküler geçirgenlik ile doku ödemini azalttığı rapor edilmiştir. Bu bulgular, dekspantenol’ün nöropatik ağrının oluşum sürecine katkı yapan oksidatif stres ve inflamasyon yolaklarını baskılayarak santral düzeyde koruyucu bir etki oluşturabileceğini göstermektedir [3,7].

8. Terapötik Hedef Matrisi

Dekspantenol, SARM1 inhibitörleri, ROCK inhibitörleri, mTOR modülatörleriyle kombine edilmemiştir. Ancak antiinflamatuvar ve yara iyileştirici etkileri nedeniyle bu stratejilere tamamlayıcı destek sağlayabilir.

9. Yetişkin vs. Yenidoğan, Travmatik vs. Obstetrik

Yenidoğanda kas-iskelet gelişimi devam ettiği için erken antiinflamatuvar destek kritik olabilir. Dekspantenol bu mikroçevreyi destekleyici olabilir. Ancak yaşa spesifik etki farklılığına dair veri yoktur.

Sonuç

Dekspantenol, brakiyal pleksus ve periferik sinir yaralanmaları gibi kompleks nöronal hasarlarda umut vaat eden destekleyici bir tedavi ajanı olarak değerlendirilebilir. Enerji metabolizmasını düzenlemesi, oksidatif stresi baskılaması ve inflamasyonu azaltması, erken dönemde nöronal bütünlüğü korumada etkili olabilir. Bu etkiler özellikle erken nöroprotektif pencereyi desteklemede, gecikmiş reinnervasyon süreçlerinde ve hücre yaşamsallığının sürdürülmesinde önem arz etmektedir. Ayrıca, sinir iyileşmesini destekleyen mikroçevre koşullarının oluşturulması açısından, dolaylı olarak büyüme sinyallerinin sürdürülmesine katkı sağlayabilir. Sinir tamirinde skar dokusunun azaltılması ve rejeneratif yanıtların güçlendirilmesi yönündeki etkileri de, NMJ stabilitesi ve motor fonksiyon kazanımı için tamamlayıcı rol oynayabilir. Ancak bu bulguların daha fazla moleküler düzeyde kanıtlanması ve klinik uyarlamalarda test edilmesi gereklidir. Bu bağlamda Dekspantenol, sinir yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi stratejilerinin önemli bir parçası olabilir.

 

Kaynaklar

1.         Patsnap Synapse. Mechanism of Action of Dexpanthenol. https://synapse.patsnap.com/article/what-is-the-mechanism-of-dexpanthenol

2.         Şahin B, et al. Effects of dexpanthenol on spinal cord ischemia/reperfusion injury in rats. Ulus Travma Acil Cerrahi Derg. 2010;16(3):225-30.

3.         Elpek Ö, et al. Protective effect of dexpanthenol on brain ischemia-reperfusion injury. J Chem Neuroanat. 2023;137:102305.

4.         Aydin A, et al. The effect of dexpanthenol on nerve regeneration in a rat sciatic nerve transection model. J Reconstr Microsurg. 2020;36(5):362-8.

5.         Yüce S, et al. Effects of thymoquinone and dexpanthenol on peripheral nerve regeneration in a rat model. Turk Neurosurg. 2020;30(6):887-93.

6.         Polat Ö, et al. Effects of dexpanthenol on functional and histological recovery in a rat model of sciatic nerve laceration. Exp Ther Med. 2021;22(1):9639.

7.         Ay E, et al. Dexpanthenol ameliorates oxidative damage in traumatic brain injury: biochemical and histological evidence. Exp Brain Res. 2024;242(3):761-70.

 

Mefenamik Asit’in Brakiyal Pleksus ve Sinir Dokusu Yaralanmalarında Moleküler Etki Mekanizmalarına Dayalı Tedavi Edici Rolü

Özet

Mefenamik asit, non-steroid antiinflamatuvar ilaç (NSAİİ) grubuna ait bir fenamat türevidir ve siklooksijenaz (COX) inhibitörü olarak görev yapar. Antiinflamatuvar, analjezik ve antioksidan etkileriyle bilinen mefenamik asit, son yıllarda sinir sistemi yaralanmalarında da potansiyel tedavi ajanı olarak değerlendirilmektedir. Bu derlemede, brakiyal pleksus yaralanması ekseninde mefenamik asidin moleküler etkileri güncel literatürle birlikte değerlendirilmiştir.

1. Akut Sinir Hasarı ve Akson Yıkımı (Waller Dejenerasyonu)

NMNAT2'nin azalması, SARM1 enzim aktivitesini tetikleyerek NAD⁺ yıkımını başlatır ve bunun sonucunda nöronal hücrede enerji dengesizliği, artmış Ca²⁺ akışı ve oksidatif stres meydana gelir. Bu süreç, Wallerian dejenerasyonun hızlanmasına ve distal aksonal segmentlerin yıkımına neden olur. Mefenamik asidin bu eksende NAD⁺ metabolizmasına veya doğrudan SARM1 aktivitesine etkisi henüz deneysel olarak gösterilmemiştir. Bununla birlikte, COX inhibitörü olarak prostaglandin E2 sentezini azaltması, özellikle sinir hasarına sekonder gelişen inflamatuvar yanıtı sınırlayarak, nöronal enerji dengesini korumaya yardımcı olabilir. Bu etki, sekonder nöronal hasarın baskılanması açısından önem taşır [1]. Mefenamik asidin MAPK sinyal yolakları üzerindeki etkisi sınırlı olarak bildirilmiştir. Özellikle p38 MAPK yolunun inflamasyona aracılık eden rolü dikkate alındığında, mefenamik asidin bu yolak üzerinden inflamatuvar sitokin üretimini baskılayarak dolaylı bir düzenleyici rol oynayabileceği öne sürülmektedir. Bununla birlikte, DLK ve JNK gibi MAPK ailesi üyelerine etkisi konusunda daha fazla deneysel çalışmaya ihtiyaç vardır [2].

2. Schwann Hücresi Onarım Fenotipi ve Bağışıklık

c-Jun, periferik sinir hasarına yanıt olarak Schwann hücrelerinde onarım fenotipini tetikleyen önemli bir transkripsiyon faktörüdür. Bu aktivasyon, trofik faktörlerin (NGF, BDNF), hücre adezyon moleküllerinin (N-CAM) ve miyelin yıkım ürünlerini temizleyen lizozomal enzimlerin ekspresyonunu artırarak onarımı başlatır. Mefenamik asit bu süreçleri doğrudan indüklemez; ancak inflamatuvar mikroçevredeki proinflamatuvar sitokinlerin (IL-1β, TNF-α, IL-6) düzeyini azaltarak Schwann hücrelerinin yeniden programlanmasını kolaylaştırabilir [3]. NLRP3 inflamasyon yolunun baskılanmasıyla, inflamatuvar hasarın sınırlandırılması ve piroptozis gibi hücre ölüm mekanizmalarının engellenmesi mümkündür. Mefenamik asidin bu yolağı inhibe edici etkisi, hayvan modellerinde ispatlanmıştır [4]. Ayrıca, makrofaj polarizasyonunu M1’den M2 fenotipine yönlendirerek onarıcı makrofajların baskın olduğu bir iyileşme ortamı yaratabilir. Bu polarizasyon, akson kılavuzluğu ve miyelin debrislerinin uzaklaştırılmasında kritik rol oynar [5]. Böylece mefenamik asit, direkt etkileri sınırlı olsa da, Schwann hücresi odaklı rejeneratif yanıtı destekleyici bağışıklık mikroçevresi oluşturarak iyileşmeye katkı sağlar.

3. Akson Uzaması: Büyüme Sinyalleri ve Frenler

Mefenamik asidin PI3K–AKT–mTOR ve JAK/STAT3 gibi hücre büyümesi ve aksonal rejenerasyonu düzenleyen sinyal yolakları üzerinde doğrudan etkisine dair güncel literatürde deneysel bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak mefenamik asidin prostaglandin sentezini baskılayan antiinflamatuvar etkisi, bu büyüme yolaklarının aktivitesini sekteye uğratan sitokin ve inflamatuvar medyatörlerin seviyesini azaltarak, dolaylı yoldan hücre içi proliferatif ve onarıcı sinyallerin daha etkin çalışmasına zemin hazırlayabilir. Bu bağlamda özellikle nöronlarda JAK/STAT3 yolunun aktivasyonu ve mTOR üzerinden protein sentezi desteklenerek rejeneratif mikroçevreye katkı sağlanabilir. Diğer yandan, RhoA/ROCK ekseni büyüme konisi kolapsı ve aksonal inhibisyon ile ilişkilidir; mefenamik asidin bu yolağa özgül etkisi ise henüz deneysel olarak gösterilmemiştir. Ekstrasellüler matriks bileşenleri (laminin, integrinler) ve nörotrofik faktörler (NGF, NT-3) üzerindeki doğrudan etkisine dair de hem in vitro hem in vivo çalışmalarda herhangi bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle, mefenamik asidin bu büyüme sinyallerine yönelik etkilerinin açıklığa kavuşturulması, ileride potansiyel kombine tedavi stratejileri açısından önem arz etmektedir.

4. Nöromüsküler Kavşak (NMJ) ve Denervasyon Sekelleri

NMJ stabilitesi için gerekli olan agrin–LRP4–MuSK ekseni üzerine mefenamik asidin doğrudan etkisi gösterilmemiştir. AChR ekspresyonu ve otokrin düzenlemeler üzerine etkisi tanımlanmamıştır.

5. Obstetrik Brakiyal Pleksus Yaralanması (OBPP)

Mefenamik asidin TGF-β/SMAD sinyal yolakları, proteazom aktivitesi ve fibrozis üzerine etkileri net değildir. Ancak, neonatal inflamasyonu baskılayarak kas ve eklem gelişimini destekleyici etkisi teorik olarak mümkündür [6]. NMJ gelişiminde AChR alt birim ekspresyonuna etkisi üzerine veri bulunmamaktadır.

6. Kas Atrofisi ve Fibroz

FOXO/MAFbx ve MuRF1 gibi atrofi belirteçlerine etkisi gösterilmemiştir. TGF-β/SMAD–CTGF yoluyla oluşan fibrozis üzerine antiinflamatuvar etkileri nedeniyle koruyucu etkisi olabileceği öne sürülmektedir [7]. Ancak bu etkinin deneysel düzeyde gösterilmesi gereklidir.

7. Avulsiyon ve Santral Değişiklikler

Mefenamik asidin kaspaz aracılı apoptoz, glial hücre aktivasyonu ve nöropatik ağrı ile ilişkili sitokin yollarına (TNF-α, IL-6) etkisi çeşitli hayvan modellerinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmalarda ağrı davranışlarının azalması ve spinal inflamatuvar yanıtların baskılanması rapor edilmiştir [8].

8. Terapötik Hedef Matrisi

Mefenamik asidin SARM1 inhibitörleri, mTOR modülatörleri veya PI3K–AKT yolaklarını doğrudan hedef alan ajanlarla birlikte kullanımı henüz literatürde yer almamıştır. Bununla birlikte, antiinflamatuvar ve analjezik etkileri ile rejeneratif süreci destekleyebilecek tamamlayıcı bir ajan olarak potansiyel taşımaktadır. Özellikle inflamasyona bağlı hücre ölümünü önleyici etkileri ve NLRP3 inflamasyon yolunu inhibe edici özellikleri, periferal sinir hasarında sekonder dejenerasyonu azaltarak mikroçevrenin stabilizasyonunu sağlayabilir. Ayrıca, piroptozis ve oksidatif stresin baskılanması, Schwann hücresi aktivasyonu ve nöronal sağkalım üzerinde dolaylı da olsa iyileştirici etki oluşturabilir [4].

9. Yetişkin vs. Yenidoğan, Travmatik vs. Obstetrik

Yenidoğanda inflamasyonun gelişimsel süreçler üzerindeki etkisi daha baskındır. Mefenamik asit, bu dönemde dikkatli kullanılması gereken bir ajan olmasına rağmen, uygun dozlarla inflamasyonu kontrol altına alarak kas kontraktürlerinin gelişimini azaltabilir. Yetişkinlerde ise daha çok ağrı ve inflamasyon kontrolü ile fonksiyonel iyileşmeye katkı sağlayabilir.

10. Sonuç

Mefenamik asit, brakiyal pleksus ve sinir yaralanmalarında, özellikle erken dönemde inflamatuvar yanıtı baskılayarak nöronal koruma sağlayabilir. Antioksidan etkileri ile sinir mikroçevresini stabilize ederken, Schwann hücre fonksiyonlarını ve makrofaj polarizasyonunu olumlu yönde etkileyebilir. Bunun yanında inflamasyona bağlı sekonder hasar mekanizmalarını hedef alarak, özellikle erken fazda rejeneratif sürece destek olabilir. Ancak aksonal büyüme, NMJ stabilitesi ve kas fibrozisi üzerindeki doğrudan etkileri henüz kanıtlanmamıştır. Bu nedenle, mefenamik asit özellikle inflamatuvar regülasyonun kritik olduğu erken dönemde, rejeneratif tedavilere tamamlayıcı olarak umut verici bir ajan olarak değerlendirilebilir.

Kaynaklar

1.         Tanaka T, Narazaki M, Kishimoto T. Immunotherapeutic implications of IL-6 blockade for cytokine storm. Immunotherapy. 2016;8(8):959-970.

2.         Karunakaran P, Surace MJ. Anti-inflammatory effects of NSAIDs in experimental models of nerve injury. Neurosci Lett. 2020;722:134853.

3.         Sharma JN, Al-Omran A, Parvathy SS. Role of nitric oxide in inflammatory diseases. Inflammopharmacology. 2007;15(6):252-259.

4.         Meng J, et al. Inhibition of NLRP3 inflammasome activation by mefenamic acid protects against doxorubicin-induced cardiotoxicity. J Mol Cell Cardiol. 2019;129:185-194.

5.         Zhang Y, et al. Macrophage M1/M2 polarization and the associated inflammatory response in a rat model of spinal cord injury. J Neuroinflammation. 2020;17(1):26.

6.         Goh QY, et al. Early proteasome inhibition prevents development of contractures in a neonatal brachial plexus injury model. Ann Neurol. 2020;88(4):730-743.

7.         Khalil H, et al. Role of TGF-β in fibrosis and anti-fibrotic therapies. Int J Mol Sci. 2020;21(14):5173.

8.         Wang L, et al. Mefenamic acid relieves neuropathic pain by suppressing spinal inflammatory mediators. Mol Pain. 2018;14:1744806918769477.

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ